Kas 28

Biz Bilgi İşçileri ve Verimlilik

Bugün birçoğumuz hayatımızı “bilgi” üzerinden kazanıyoruz.Fiziki olarak ürettiğimiz hiçbirşey yok.Şirketlerimiz bizim kas gücümüzle hiçbir şekilde ilgilenmiyor.Çoğu zaman akşama kadar yerimizden bile kalkmıyoruz.Tabi bütün bunlar gerçekten birşeyler üretmediğimiz anlamına gelmiyor.Biz bilgi üretip bilgi dönüştürüyoruz.Bizler “bilgi işçileriyiz”.

Bilgi işçiliği kavramını ilk olarak Peter Drucker 60’lı yıllarda ortaya attı.O günden beri de birçok yönetim kitabının konusu oldu.Bilgi teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla hayatını “bilgi”’den kazanan insanların da sayısı oldukça arttı.

Peki mensubu olduğumuz bilgi işçileri hakkında ne biliyoruz? Yöneticiler bilgi işçilerine nasıl muamele edeceklerini biliyorlar mı? Bilgi işçilerinin verimliğinin artırılması neden bu kadar önemli?

Bu tür sorular belki de daha çok “endüstri mühendisliğinin “ alanına giriyor.Peki neden bu konuya genellikle elektronik ve gömülü sistemler gibi konularda yazılar yazdığım sayfamda yer veriyorum.Çünkü mühendisler olarak bizler de bilgi işçileriyiz ve çalışma alanlarımızın geleceğini verimliliğimizi ne kadar artırabildiğimiz gösterecek.

Kendi çalıştığım dal olan “yazılım” bilgi işçiliğinin tam bir uygulaması.Tamamen insan aklının üretkenliğine dayalı bir meslek.Ortaya çıkan ürün fiziki değil,bir işlemcinin içinde çalışan kodlardan ibaret.Ancak yaptığı şeyler muazzam.Bugün dünyayı yazılımlar yönetiyor dersek fazla abartmış olmayız.

Yazılım projeleri aynı zamanda kötü bir şöhrete de sahip.Yapılan araştırmalar ve istatistikler birçok yazılım projesinin bütçesini,süresini aştığını ve hatta birçoğunun tamamlanmadan iptal edildiğini gösteriyor.Yani yazılım dünyası bir verimlilik krizi yaşıyor.

Verimliliğimizi artırmak kendi yaşam kalitemiz açısından da önemli.Hayatımızın bir kaçınılmaz gerçeği haline gelen uzun çalışma saatleri de yaşadığımız bu verimlilik krizinin uzantılarından biri.Ne kadar çalışırsak çalışalım işler sanki hiç bitmiyormuş gibi görünüyor.Hep denildiği gibi “yazılım projeleri asla bitmez”.Bunda yazılımların kolay değiştirilebilir, “soft” bilinmesinin de katkısı var.Gömülü yazılımların geliştirme süreci üzerlerinde çalıştıkları donanımlarla birlikte tamamlansa da aynı şeyi PC ve web tabanlı yazılımlar için söylemek güç.

Bilgi işçileri konusunda en çarpıcı görüşlere sahip olan Peter Drucker “çağımızın en büyük meydan okuması bilgi işçilerinin verimliliğinin artırılması olacaktır” demekle konunun ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır.Sanayi çağınının üretkenlik krizi Taylor’un düşünsel temellerini attığı “bilimsel yönetim” ilkeleriyle aşılmıştır.Kol işçilerinin çalışmalarını izleyerek birim zamanda yapılan işi en yüksek noktaya çıkarmanın yollarını aramış olan Frederic Taylor, verimli çalışmanın ilkelerini ortaya koymuştu.Tabi burada bahsettiğimiz iş beden gücüne dayalı olanlar.Bilimsel yönetim ilkelerinin uygulanmasıyla birlikte verimlilik oldukça artmış ve ülkelerin refah seviyesi yükselmiştir.

Günümüzün üretkenlik krizinin aşılması bizlerin yani bilgi işçilerinin verimlerinin artırılmasıyla doğrudan ilgilidir.Yaptığımız işleri için birçok bilgi edinmemiz gerekiyor.Ancak bu arada bu işleri “nasıl” yaptığımız üzerine de iyice düşünmemiz ve “daha iyi” yollar bulmamız gerekiyor.Aksi takdirde kendi verimsizliklerimizin kurbanı olabiliriz.Bundan sonra “verimlilik”konusunda öğrendiklerimi ve kendi gözlemlerimi sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.