Yerlilik hastalığımız ( ya da %100 yerli neden mümkün değil)

Zaman zaman medyada şu tür haberler çıkar: “Yüzde yüz yerli x üretiliyor”. Bu haberlerin bir benzeri son dönemde oldukça popüler olan Fatih projesi’nde kullanılacak olan tabletlerle ilgili olarak çıktı. Sabah gazetesindeki habere göre Arçelik, Vestel, Exper, Casper, Netaş ve Aselsan firmaları ortak olarak %86’sı yerli olan bir tablet üretecekler. Haberdeki başka bir ilginç ayrıntı da tabletin sadece “camı”nın ithal olacağı. Buradaki camdan ne kastedildiğini tam olarak anlayamadım doğrusu. Sanırım haberi yazan muhaberin LCD ekranı cam olarak not almış.

Bu tür haberler maalesef her fırsatta yerli projeleri yerden yere vurmaya çalışan kesimlerin eline koz veriyor ve çoğu zamanda bu tür projelerin alay konusu olmasına sebep oluyor. Az çok teknoloji ile haşır neşir olanlar bu tabletlerde mikroişlemci, bellek ve diğer komponentlerin kullanıldığını ve bunların “ha deyince yerli olarak” üretilmesinin çok zor olduğunu bilirler. Peki bu yerli üretim aşkımız niye? Ya da yerli üretimden ne anlamalıyız?

Gelin bunun için son dönemin en popüler ve dünyanın en zengin firmalarından olan Apple’ı ve Apple’ın ürettiği ürünleri inceleyelim. Bildiğiniz gibi Apple Amerikan firması olmasına rağmen Iphone ve Ipad gibi ürünlerinin hiçbirini Amerika sınırları içerisinde üretmiyor. Fotoğrafta da görüldüğü gibi Apple ürünlerinin arkasına baktığınızda “Designed by Apple in California, Assembled in China” yazısını görürsünüz. Yani Apple tarafından California’da (Amerika) üretildi, Çin’de montajlandı. Montajlandı dediğine bakmayın ürün tamamen Çin’de üretiliyor. Yani bizim mantığımızla %0 yerli diyebiliriz.  Yabancı web sitelerinde zaman zaman çıkan haberlere göre Iphone 4 modeli için üretim maliyeti birim başına 30 dolar civarında. İşçilik satış fiyatı içerisinde %5’lik bir pay tutuyor. Cihaz içerisindeki komponentlerin maliyeti de 190 dolar civarında olarak hesaplanmış.  Ortalama 400 dolar gibi bir fiyattan satılmış olduğunu düşünürsek Apple’ın oldukça yüksek bir kar marjı ile ürünü sattığını söyleyebiliriz.  Yani sadece tasarımı Amerika sınırlarında yapılıyor olmasına rağmen en büyük kar payı üreticiye değil tasarlayan firmaya kalıyor.

Teknoloji ürünlerinin üretimini bilgi yoğun ve emek yoğun olarak iki kısımda incelersek içerisinde bulunduğumuz bilgi çağında her zaman bilgi yoğun kısmını üretenler en büyük geliri elde edebiliyor. Aksi takdirde Foxconn gibi taşeron üretim yapan firmaların Apple gibi firmalardan daha zengin olması gerekirdi. Sanırım bizim de anlayamadığımız kısım burası oluyor. Henüz sanayi devrimini tam olarak yakalayamamışken bilgi çağı başladığından halen sanayi çağının mantığını kullanarak bilgi çağını yakalamaya çalışıyoruz. Ancak işler artık farklı işliyor.

Burada anlamamız gereken iki gerçek var: Birincisi teknolojik ürünlerin bilgi yoğun kısmını üretenler en büyük katma değeri yaratıyor ve gelirin büyük kısmını elde ediyor. İkincisi eğer maliyetlerin önemli olduğu “ticari” bir iş yapıyorsanız en uygun maliyetle üretim nerede, nasıl yapılıyorsa orada yapmak zorundasınız.

Ülke olarak önceliğimiz bilgi yoğun teknolojilerin üretiminde söz sahibi olacak hale gelmek olmalıdır. Yani tasarımcılarımız olmalı, mühendislerimiz ürünler tasarlamalı. Daha sonra bu ürünlerin nasıl üretileceği işe başka bir sorundur.

Ülkemizde bir elektronik sektörü kurmak zorunluluktur. Ancak burada işin emek-yoğun kısmına yani sadece “kol işçiliğine” odaklanırsak bu alanda Çin gibi bir devle rekabet etmenin zorluğu ile hüsrana uğrayabiliriz.

Kısacası alem mersine giderken tersine gitmeye gerek yok. Bu tür haberlerin de biraz daha bilinçli yapılması gerekiyor. Hepimiz ülkemizde işlemci, RAM üretilmediğini biliyoruz ama dünyadaki büyük üreticilerin de bütün komponentleri kendilerinin üretmediklerini de biliyoruz. Kendimizi olmadık hedeflerle yormadan işlerin temel felsefesini de kaçırmadan sürekli çalışmak zorundayız. Yoksa bu çağı da kaçırıp alem Mars’a giderken biz yine yaya kalacağız…

Ek-1: Sabah gibi büyük (?) bir gazetemizde böyle cahilce haberler çıkıyor olması insanı üzüyor gerçekten.

Ek-2: Yerli üretim projelerle ilgili haberlerin altına gelen yorumlar da ayrı bir tartışma konusu. Ölesiye eleştiri huyumuz gerçekten takdire(?)  şayan…

 

3 thoughts on “Yerlilik hastalığımız ( ya da %100 yerli neden mümkün değil)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.