Haz 08

Gömülü Yazılımcıları kim yetiştirecek?

Gömülü sistemler konusunda sürekli takip ettiğim sitelerden biri de embedded.com’dur.Bu sitede devamlı olarak gömülü sistemlerle ilgili çok güzel makaleler yayınlanmakta.Ayrıca devamlı olarak yazılar yazan köşe yazarları da her hafta başka bir konuyu ele almaktadır.Bu yazarlar arasında benim favorilerimden biri de Jack Ganssle.Gömülü sistemler alanında yirmi küsür yıllık tecrübeye sahip olan Ganssle bu alanda birkaç kitaba ve birçok makaleye imza atmıştır.

Ganssle’ın geçtiğimiz haftalarda yazdığı yazılarından birinin konusu Bilgisayar bilimleri ( computer science ) eğitimi veren üniversitelerin gömülü yazılım sektörünün talep ettiği mühendislik altyapısına sahip mühendisler yetiştirip yetiştiremediği idi.Ganssle birkaç üniversitenin müfredatının da analizini yaptı.

Ganssle yazısında , bilgisayar mühendisliği/bilimleri gibi bölümlerde genellikle Java/C#/C++ gibi yüksek seviyeli dilllerin öğretildiğini, assembly dilleri, alt seviye programlama gibi konuların es geçildiğinden bahsediyor.Bu durum gömülü sistemler alanında büyük bir insan gücü açığı oluşturuyor.

Ülkemiz henüz yazılım alanında yeni yeni birşeyler yapmaya başlamış durumda.Yazılım ihracatımız günden güne artıyor.Eğer Hindistan gibi yazılım ihracatı alanında büyük başarılara imza atmak istiyorsak , bu alandaki insan gücü planlamamızı da en iyi şekilde yapmamız gerekiyor.Yazılım dendiğinde çoğunlukla PC tabanlı yazılımlar akla gelse de gömülü yazılım alanında dünyada giderek artan bir ihtiyaç söz konusu.Her gün bir yenisi çıkan elektronik cihazların hemen hepsinde gerekli fonksiyonları gerçekleştirmelerini sağlayan yazılımlar çalışıyor.Önümüzdeki yıllarda gömülü yazılımcılara olan talebin oldukça artacağını göreceğiz.

Bu konuda başta üniversiteler olmak üzere herkesin yapabileceği şeyler var.Bilgisayar ve elektronik mühendisliği bölümlerinde artık “gömülü sistemlerin” bir dal olarak yer alması gerekmektedir.Bireysel olarak bilgisayar / elektronik mühendisliğinde okuyup gömülü sistemler konusunda çalışmak isteyenlerin de yapabilecekleri var elbette.Bilgisayar mühendisliğindeki öğrenci arkadaşların işin donanım kısmına daha yakın olan alt seviye konulara (örn. Bilgisayar mimarisi,sistem programlama,dijital sistemler) , elektronik mühendisliğinde okuyan arkadaşların da yazılım konularına ( algoritmalar, temel programlama, mikrodenetleyiciler) önem vermeleri faydalı olacaktır.

Gömülü sistemler alanında yapılacak her yatırımın ülkemizin geleceğine büyük katkı yapacağına inanıyorum.Günümüzün bilgi çağında öne çıkan ülkeler en iyi bilgi işçilerini yetiştirerek onları üretken hale getirenler olacaktır.

Notlar:

Jack Ganssle’ın konuyla ilgili makalesi :

http://www.embedded.com/columns/technicalinsights/207500788

Nis 13

Bir üniversite ziyareti ve düşündürdükleri…

Yüksek lisans sınavı için başvurumu İstanbul’daki özel üniversitelerin birinde gerçekleştirdim. Gittiğim saat tam öğle tatiline denk geldiğinden bu bir saati değerlendirecek birşey aradım. Tabi ki aklıma ilk gelen üniversitenin kütüphanesini görmek oldu.

İstanbul’un göbeğindeki bu üniversite adeta bir “alışveriş merkezi “ havasındaydı.Yürüyen merdivenler, mağazalar, banka şubeleri, kuaför ve hatta ünlü kahve zincirlerinden birinin şubesi bile vardı. Böyle bir manzaradan sonra okulun kütüphanesini iyice merak etmiştim. Orası da oldukça büyük olmalı diye düşündüm.

Kütüphanede gördüklerim benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Bir üniversite için oldukça cılız bir kütüphaneydi. İlk işim elektronik mühendisliği ile ilgili kitapları bulmak oldu. Bu da benim için ikinci bir hayal kırıklığıydı. Elektronik mühendisliği eğitimi de verilen bu üniversitenin elektronik mühendisliği alanındaki kitapları yok denecek kadar azdı. Bir an “belki de kitapların çoğu öğrenciler tarafından alınmıştır “ diye umutlansam da ilgili kitaplara ayrılmış bölümün küçüklüğü bu umudumu da söndürdü. Kendi kendime  “ne olacak bu memleketin hali” diye iç geçirdim umutsuzca.

Kütüphanenin genel havası da kendi üniversite yıllarımda gördüğümden çok da farklı değildi: Sohbet etmek için orada bulunan öğrenciler, sadece ödev yapanlar, gazetelere göz gezdirenler… Sınav zamanları da olmasa sanırım kütüphaneye kimse uğramayacak.

Söz üniversite kütüphanelerinden açılınca aklıma hep üniversitedeyken yaşadığım bir olay gelir: Bir ikinci sınıf öğrencisi şunları söylemişti “aa burası kütüphane mi? İki senedir burdayım ilk defa geliyorum”. Bu sözleri söylerken yaptığından gurur duyarmış gibi alaycı bir havası vardı. Bu arkadaş da sanırım bugün üniversite mezunu bir “aydın” olarak ortalıkta dolaşıyordur.

Üniversitelerimizin kütüphanelerinden belki de ülkemizde üniversite eğitiminin seviyesini anlayabiliriz. İçi insan kaynayan, herkesin birşeyler okuyup araştırdığı ama buna rağmen çıt çıkmayan bir kütüphane manzarası ne yazık ki ülkemizde çok görülür birşey değil. Ülkemizdeki bütün üniversiteleri gezmedim, eğer böyle bir kütüphane manzarası gördüyseniz lütfen bana bildirin.

Kütüphanesinde elektroniğe dair kitap sayısı yok denecek az olan bir üniversitede verilen elektronik mühendisliği eğitimi… Ne alakası var diyebiliriz belki… Ve yine kaldığımız yerden devam edelim. Efendim ülkemizde ar-ge’ye önem verilmiyor… Nitelikli işgücü bulamıyoruz… Bilgi çağını yakalamalıyız…Nerde kalmıştık?

Nis 07

İşlemcimizi tasarlasak da mı kullansak tasarlamasak da mı?

Uzunca süredir bir yarışma devam ediyor: Türkiye İşlemcisini Tasarlıyor. Yarışmayla birlikte birçok tartışma da beraberinde geldi. Yarışmanın ismi oldukça iddialı olduğundan olsa gerek buna karşı bazı eleştiriler de oluyor. Türkiye’de bir işlemci üretmenin zorluklarından tutun da zaten dünya pazarını ele geçirmiş şirketlerle aşık atmanın imkansızlıklarına kadar…

Yarışmanın adı işlemci tasarımı olarak geçiyor olsa da aslında asıl amaç bu değil sanırım. Ülkemiz gibi teknoloji tüketimi konusunda ilk sıralarda bulunan ancak üretiminde adı bile geçmeyen bir ülkede böyle bir yarışmanın önemli bir misyonu var: Konuya dikkat çekmek ve bu alanda yapılacak çalışmaları teşvik etmek. Bu açıdan bu yarışmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Continue reading

Ara 16

Dünya Elektronik Mühendislerinin Durumu



Elektronik mühendisliğiyle ilgili internetteki önemli yayınlardan biri olan “Electronics Design News “ sitesi belirli aralıklarla sektörün genel olarak durumuyla ilgili araştırma ve anketler yayınlamaktadır.Sitede geçtiğimiz günlerde çıkmış olan yeni bir “küresel rapor”da elektronik mühendisliğinin durumu ve mühendislerin iş tatmini gibi konulara değinilmiş.Buradaki bazı sonuçları sizlerle paylaşmak istiyorum:

Rapordan çıkan genel sonuç dünyanın değişik yerlerinde çalışan mühendislerin genel olarak aynı eğilim ve kaygıları paylaştıkları. İş tatmini, uzun çalışma saatleri, iş-özel yaşam dengesi, gelir durumu gibi konular bütün mühendislerin paylaştığı ortak konular olarak öne çıkıyor.

Mühendislerin meslekleriyle ilgil düşünceleri de ortak noktalarda buluşuyor : Problem çözmekten zevk almak, sürekli yeni şeyler öğrenmek mühendislerin işleriyle ilgili önemsedikleri konuların başında geliyor.Tabi ki hızla gelişen teknolojiye ayak uydurmanın zorluğu da herkesin ortak derdi.

Genel olarak mühendisler arasında iş tatmini oranı yüksek.

Ar-Ge alanında çalışan mühendislerin 35’li yaşlara geldiklerinde proje yönetimi ,satış ve pazarlama gibi daha “soft “ alanlara kaydıkları gözleniyor.Burada AR-GE mühendisliğinin zor ve fedakarlık isteyen bir alan olmasının ve belirli bir yaştan sonra genç, dinamik mühendislerle rekabet edilebilmesinin zorluğunun rol oynadığı söylenebilir.Uzun yıllar AR-Ge tecrübesi kazanmış birçok mühendis kendi işini kurmayı düşünmekte.

Birçok mühendis uzun çalışma saatleri ve yorucu tempodan şikayet etse de ortaya yeni bir ürün koymanın verdiği tatmin duygusunun buna değdiğini düşünüyor.

Raporda farklı disiplinler arasında uzmanlaşmış – örneğin analog ve dijital elektronik ,ya da donanım ve yazılım – insan gücü açığının giderek arttığı belirtiliyor.Bunda giderek artan bilgi birikiminin zorunlu olarak tek alanda uzmanlaşmayı getirdiği sonucu çıkarılabilir.Ayrıca farklı alanlarda kendilerini geliştiren “genelci” mühendislere olan talebin de artacağı öngörülebilir.

Genelde mühendisler salt AR-GE mühendisliği yapmanın ufuklarını daraltacağı görüşünde. Bu düşünce ile mühendisler arasında finans, yönetim gibi alanlarda yüksek lisans yapma eğilimlerinde de artış olduğu söylenebilir.

Raporda Kuzey Amerika, Avrupa, Japonya , Kore , Tayvan ve Hindistan’dan birçok mühendisle yapılmış olan anket sonuçları temel alınmış.Araştırmanın tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

http://www.edn.com/article/CA6495294.html

Ağu 06

MESLEK SEÇİMİ:

Bugünlerde üniversite adayları tercih telaşı içindeler.Birçok forumda da “hangi bölümü seçmeliyim?” sorularının sorulduğunu görmekteyim.Tabiî ki insanlar hayatlarını etkileyecek olan bu kararı verirken dikkatli olmaya çalışıyorlar.Ancak hala meslek seçiminde belli başlı hataların yapıldığı görülmekte.Hala insanlar belirli “moda”ların peşinden giderek seçimlerini yapabiliyorlar.Sadece puanı yüksek diye mühendislik seçenler mi dersiniz,”şu üniversitenin makine bölümünü mü yoksa bu üniversitenin elektronik bölümünü mü seçeyim” diyenleri mi? Bu kadar farklı alanlar da değişik tercihler sözkonusu.Bu konuda kimseyi de suçlayamayız tabiî ki.ÖSS hazırlığının büyük bir rant haline geldiği bu sistem içinde mesleklerin tanıtımı,insanların kendilerini tanımaları için rehberlik hizmetleri oldukça ihmal ediliyor.Çoğu zaman dersaneler başarılarını yüksek göstermek için öğrencilerinin tercih formlarını tıka basa doldurabiliyorlar.

Bu önemli dönemde tercih yapacak arkadaşlara en büyük önerim, sevebilecekleri, ilgi duyabilecekleri alanları seçmeleri. Sırf “havası” veya “parası” yüzünden bölüm seçmemeleridir.

İlgi duymanın da ne olduğunu tam olarak açmak gerekmekte. Örneğin elektronik cihazlara meraklı olmak ,elektronik mühendisliği seçmek için yeterli bir sebep midir? Ya da bilgisayarla vakit geçirmekten hoşlanan biri bilgisayar bölümünü seçmeli midir? Bu tür sebeplerle mühendisliği seçenler, daha sonra mühendisliğin ağır matematik öğretimi nedeniyle sıkılabilmekte,umutsuzluğa düşebilmektedirler.

Tercih yapacak arkadaşlar kendilerini iyice tanımalı ve ona göre seçim yapmalıdırlar.Bu konuda forumlardan,etrafınızdaki deneyimli insanlardan yardım alabilirsiniz.Ama tabi en son kararı yine kendiniz vermelisiniz.Aşağıdaki linkte Elektrik Mühendisleri Odası’nın sitesinde bulunan faydalı yazılar var.Orada ayrıca elektrik/elekronik mühendisleri adı altındaki bölümlerin “saçmalığına “ da dikkat çekilmiş.Okumanızı tavsiye ederim:

http://www.emo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=48840&tipi=2&sube=0