Mar 09

C dili ile Gömülü Sistem Programlama Eğitimi Hakkında

Toplamda 4 gün sürecek olan “C Dili ile gömülü sistem programlama” eğitimimiz için kayıtlar başladı. Bu eğitimde C dilinin gömülü yazılım geliştirmede kullanımını, mikrodenetleyici programlamayı, gömülü yazılım geliştirmedeki önemli noktaları göreceğiz. Eğitim uygulamalı olacak. Eğitimde ST firmasının STM32F0 serisinden STM32F070 mikrodenetleyicisi içeren Nucleo kartını kullanacağız. Geliştirme ortamı olarak C dili örnekleri için Microsoft Visual Studio Community Edition (ücretsiz), mikrodenetleyici uygulamaları için de ARM Keil Microvision IDE (STM32F0 serisi için ücretsiz) kullanacağız. Bu eğitimle gömülü sistemler alanında çalışan veya çalışmayı düşünenler için önemli bir ihtiyacı gidereceğimizi düşünüyorum. Eğitime katılacakların temel seviyede elektronik, C veya başka bir programlama dilinde temel bilgilere sahip olmaları ve en az bir mikrodenetleyici ile çalışmış olmaları gerekiyor. Eğitime kayıt olmak için aşağıdaki linklere tıklayabilirsiniz. Eğitim için hem haftasonu grubu hem de hafta içi grubu bulunuyor. Sorularınızı iletişim formundan bana iletebilirsiniz.

 

Eğitim Satın alma linki: http://market.makerhane.com/c-ile-gomulu-sistem-programlama

Eğitim hakkında bilgiler paylaştığım videoyu da izleyebilirsiniz. Youtube kanalıma da abone olmayı unutmayın!

Ara 22

Android Things ve Nesnelerin İnterneti (IOT)

Açıkçası Android geliştiriciler sayfasında (developer.Android.com)  breadboard, PWM ve UART vs. konuların anlatıldığını görmek bana biraz ilginç geldi. Sonunda “donanım” işlerinin ışığı parlamaya başladı diyebiliriz sanırım. Bahsettiğim şey Android’in nesnelerin interneti için olan versiyonu Android Things.

Şu anda Android Developer sitesine girdiğinizde Android, Auto, TV, Wear ve Things kategorilerini görebilirsiniz. Google’ın ( yeni adıyla Alphabet ) Android’i bütün araçların içerisinde sokma vizyonunun son meyvesi de Android Things oldu. Aslında bu yeni bir çalışması değil Google’ın. Google, daha önce Brillo adıyla bir “nesnelerin interneti işletim sistemi” geliştireceğini duyurmuştu. Projeyi daha sonra Android Things olarak isimlendirdiler. Android’in gömülü sistemler ve Nİ cihazlarının içerisinde çalışacak olan Android Things bölümünde şu anda desteklenen platformlar da listelenmiş. Listede NXP pico, Intel Edison, Rasperry Pi 3 kartları bulunuyor. Tabi bu listenin yakın zamanda kalabalıklaşacağını tahmin etmek güç değil. Yazımın girişinde bahsettiğim temel donanım bilgilerine de “Hardware 101” başlığı altında yer verilmiş.
Continue reading

Eyl 03

“Yeni mezun olmak” ya da “olmamak”!

Gün geçmiyor ki Linkedin’de bir yeni mezun arkadaşımız daha “kimse yeni mezunları işe almazsa insanlar nerede tecrübe kazanacak” diye serzenişte bulunmasın. Benzer serzenişleri aldığım maillerde de görüyorum. Bu serzenişlerin haklılığı da var tabi ki. Ne mezunların ne de işverenlerin doğrudan suçlusu olmadığı ama hepimizin bir şekilde payının olduğu çarpık bir düzende herkes acı çekiyor. “Eğitim sistemimiz çok kötü efendim” muhabbetleri de artık ağızlara sakız oldu. Hepimiz eğitim sistemimizin çok kötü durumda olduğu konusunda hem fikiriz ama “iyi eğitim sistemi” nasıl olacak konusunda da tek bir görüşte buluşmak zor. Korkarım dünyada yine birilerinin yeni çağa uygun bir eğitim sistemi “icat” etmesini ve o sistemi kendimize “uyarlayacağımız” zamanı beklememiz gerekecek. Ancak o zamana kadar da hepimiz bir şekilde en iyi sonuçları almak için elimizden geleni yapmak zorundayız.

Yeni mezun arkadaşlara tavsiyelerde bulunabiliriz tabi ama aslında bu tavsiyeler için biraz geç olmuş oluyor. O nedenle bu tavsiyelerimi henüz üniversiteye yeni başlamış arkadaşlara yapacağım. 4 sene sonunda yine aynı serzenişlerde bulunma durumunda kalınmaz inşallah.

Yeni mezun olarak sıkıntı çekmemek için “yeni mezun olarak mezun olmamak gerekiyor. Yani tek özelliğiniz yeni mezun olmak / bir diploma sahibi olmak olduğunda bu iş hayatında “vasıfsız çalışan” olmaya denk düşüyor. Yani bu nedenle belki lise mezunu bir CNC operatörü yeni mezun mühendisten çok daha değer ifade ediyor. Tabi buradaki değer kavramını yaratılan iş / kar getirisi olarak düşünebiliriz. Bir şekilde hepimiz ekonomi açısından “üretim faktörüyüz”.

Son dönemde biraz da işveren tarafına geçmiş biri olarak yeni mezun arkadaşlarla daha çok karşılaşmaya başladım. En büyük problemlerden birisi okunulmuş olan bölüme yabancı olmak. Yani elektronik okumuş birisi elektroniğe veya bilgisayar mühendisliği okumuş birisi yazılım alanına çok uzak olabiliyor. Bu durum oldukça tuhaf olsa da ülkemizin bir gerçeği. Bunda seçilen bölümlerin merak uyandırmadan öylesine okunmasının da payı var. Sorun yine eğitim sistemine geliyor dayanıyor aman dalmayalım buraya.

Üniversite mezunu olmakla meslek sahibi olmak maalesef aynı şeyler değil. Tecrübeli birini arıyoruz denildiğinde aslında “x konusunda çalışan, x mesleğini edinmiş” birisini arıyoruz denilmek isteniyor. Yani artık bir konuda yetkin hale gelmiş ve o konuyu meslek edinmiş biri aranıyor demek. Yeni mezun olmak ise bir meslek edinmeye hazır olmak demek. Ancak bu meslek edinme için belirli bir süre gerektiğinden ve bu süre içerisinde geçirilecek zaman da işveren açısından doğrudan bir maliyet olduğundan kimse bu maliyete katlanmak istemiyor. Çok doğal olarak kimse kimsenin cebine 20, 30 bin tl koymak istemediği gibi kimsenin eğitimi için de cebinden bu ücreti karşılamak istemiyor. Çünkü karşılamayı göze alsa bile sonunda tecrübe kazanmış elemanın kendisinde çalışmaya devam edeceğinin ve yatırımının “geri dönüşünün” olacağının garantisi yok. Siz olsanız böyle bir yatırıma girer miydiniz?

Dolayısıyla sonuçta Nasreddin Hoca fıkrasında da olduğu gibi yeni mezunların da işverenlerin de haklı olduğu bir durum var. Bireysel olarak bir suçumuzun olmadığı, ülkemizde yıllardır çeşitli faktörler ve kişilerce üzerinde oynanmış bir eğitim sistemi sonucu mesleksiz insanlar mezun eden bir sürü fabrikamız oldu.

Eğer halen üniversitede okuyorsanız kesinlikle İngilizce öğrenmeye ve yapmak istediğiniz mesleğe karar verip o konuda öğrenebileceğiniz kadar çok şey öğrenip bulunabileceğiniz kadar çok ortama / şirkete / kuruma girip çıkmaya çalışın. Unutmayın ki meslek sahibi olmadan işgücü piyasasında değerli hale gelmek çok zor. Sonuç olarak hepimizin yaptığı şey kendi ürünümüzü yani işe / kara dönüşebilecek yeteneklerimizi satmak. Şirketlerin üzerine para verebileceği bir hizmetiniz varsa iş arayan kişiden çıkıp talep edilen kişi olabilirsiniz.

Mar 27

AR-GE şart!

Cem Yılmaz’ın oynadığı reklam filminde sahte cips yapan eleman polise yakalandıktan sonra gazetecilerin sorularına “eğitim şart” diye cevap veriyordu. Burada sürekli söylenerek anlamını kaybetmiş birşeye gönderme yapılıyordu. Buna benzer şekilde son dönemde ülkemizde ekonomi, sanayi vs.. gibi konular tartışıldığında herkes hep bir ağızdan “ar-ge şart” deyiveriyor. Peki bu ar-ge nedir, yenir mi?egitim

Öncelikle kendi geçtiğim süreci özetlersem, bilim ve teknolojiye meraklı, elektronik devreler ve programlama ile erken yaşlarda tanıştığım bir çocukluk sonrası üniversitede elektrik – elektronik mühendisliği okuduktan sonra mesleğe atıldım ve 9 yıldır da ar-ge mühendisi olarak çalışıyorum. Sadece mesleki konulara meraklı olmak yanında ülkemizin teknoloji alanındaki durumuna da kafa yoran ve bu konularda araştırmalar yaparak bazı şeyleri anlamaya çalışmayı seven biriyim. Bu yazıda bu anlama çabalarımdan bir tanesi.
Continue reading

Oca 17

Yeniden depreşen bir çocukluk aşkı: LEGO

Çocukken en sevdiğim oyuncaklarımdan birisi yapacaklarınızın hayal gücüyle sınırlı olduğu LEGO tarzı oyuncaklarımdı. 2 yaşındaki oğlumla beraber bu aşkım yeniden depreşti.
LEGO, Danimarka’dan çıkmış, dünyanın en çok satılan oyuncaklarından biri olma ünvanına erişmiş ve ismiyle bir oyuncak kategorisi haline gelmiş bir marka. Çocukken bu oyuncaklarla oynamanın faydasını oldukça gördüğüme inanıyorum.
Lego TuğlalarıLEGO’lar ülkemizde gerekli ilgiyi görememesinin temel sebeplerinden birisi fiyatlarının yüksek olması olsa da iyi pazarlanamadığı kanaatindeyim. Satışı yakın zamana kadar bir distribütör firma üzerinden yapılıyordu. Bildiğim kadarıyla yakın zamanda LEGO Türkiye ofisi de açıldı. Ayrıca İstanbul’daki Forum İstanbul alışveriş merkezi içerisinde de LEGO Discovery Center açılmasıyla LEGO’nun daha geniş kitlelerle buluşması sağlanacaktır.

LEGO’lar basit bir şekilde birbirine takılabilen blok oyuncaklarla başladı ancak LEGO Technic gibi serilerle bambaşka bir boyuta geçmiş durumda. Artık LEGO’lar sadece çocuklar için bir oyuncak olmasının ötesinde birçok yetişkinin de hobisi durumunda. Ayrıca okullarda derslerde kullanılabilen robotik setleri de var. Mindstorms setine göz atabilirsiniz.

2-5 Yaş arası çocuklar için daha büyük parçalardan oluşan LEGO Duplo serisi bulunuyor. Daha oğlum doğmadan önce bir adet bu setlerden almıştım. Sonrasında birkaç farklı set daha aldık. Bütün LEGO’lar birbiriyle uyumlu olduğundan yeni setler aldıkça yapabilecekleriniz de artıyor.
Türkiye’de maalesef LEGO’ların bütün çeşitlerini bulmak zor. Fiyatlar da yüksek. Alternatif olarak yurt dışından getirme / getirtme var.

LEGO’larla yapılmış birçok ilginç tasarıma ait video Youtube’da var. En beğendiklerimden bir tanesi şu:

LEGO’nun meşhur “tuğlalarının” tasarım patenti 1989 yılında dolduğundan dolayı artık başka üreticiler de benzer ürünler üretiyor. LEGO artan rekabetle farklı temalara sahip ve lisanslı setlerle başa çıkmaya çalışıyor. Ayrıca LEGO temalı filmlerden de gelir elde ediyor.

LEGO’nun tek müşterisi çocuklar değil tabi ki. LEGO’nun benim gibi birçok yetişkin meraklısı da var. LEGO hakkında birçok web sitesi de bulunuyor. Bunlardan en çok beğendiklerim bütün LEGO setlerinin içeriğini görebileceğiniz brickset.com ve en büyük “resmi olmayan (unoffical)” LEGO pazar yeri olan bricklink.com. B

Oğlum büyüdükçe LEGO’larla ilgili maceralarımız devam edecek. Buradan onları da paylaşmaya devam edeceğim…