Eki 09

Endüstri 4.0 için mühendisi yetiştirsek mi ithal(?) mi etsek?

Geçen gün şöyle bir haber çıktı ve bu habere biraz sinirlendim doğrusu: Haberin başlığında ve girişinde pek sorun yok. Sorunlu kısım sonlarda ortaya çıkıyor.


Sorunlu kısımlar haberin ilerleyen kısımlarında saklı:

Makina ihracatçısı sanayicilerimiz diyorlarmış ki: “mühendis ithal etmek istiyoruz, hatta mühendis ithaline devlet teşvik versin istiyoruz”. “Kaynağı neredeyse bizde gidelim oradan alalım” diyormuş.

Burada büyük bir çarpıklık göze çarpıyor: Sanayicimiz nitelikli mühendisin bir yerlerden ithal edilen bir mal olduğunu düşünüyor. Yani böyle Türk filmlerinde gördüğümüz sahnelerdeki gibi amele pazarları var ve gidip oradan mühendis alıyorsun. Kemal Sunal’ı da rahmetle anıp şu sahneyi hatırlayalım:

Sahiden sanayicilerimiz mühendisleri böyle mi görüyor? Acaba hiç mi Türkiye’deki son dönemde iyice artan “beyin göçünden” haberleri yok? Veya ülkeye getirecekleri mühendisleri hangi şartlarla buraya çekecekler? Mesala İstanbul’daki müthiş yaşam koşullarının cazibesi ile mi, yoksa buradaki mühendislerin aldığı maaşların birkaç katını vererek mi? Neden genç arkadaşların binbir emek ve çaba ile katıldıkları robotik, elektronik ve elektrikli araç yarışlarında sanayicilerimizi görmüyoruz? Neden bu etkinliklere hiç bir sanayi odası sponsor olmuyor? Son dönemde oldukça güzel işlere imza atan Burak Büyükdemir hocamız Startup İstanbul etkinliğine Estonya Hükümeti’nin sponsor olduğunu duyurdu.

Durum böyle iken bence birileri sanayicilerimize nasıl bir çağda yaşadığımızı, nitelikli insan gücünün ne olduğunu (ve ne olmadığını) iyice anlatmalı. Eğer bu haber yine medyamızın “abartması” değilse durum çok vahim demektir. Bu kafalarla bırakın endüstri 4.0’ı yakalamayı, bu günlerimizi bile mumla arayabiliriz.

Haberi Linkedin’de de paylaştım ve oldukça fazla yorum geldi. Onları da buradan okuyabilirsiniz.

Siz ne dersiniz Endüstri 4.0’ı neresinden yakalarız?

 

Şub 02

Gidenler ve Kalanlar

Şu sıralarda sürekli çevremden bir iki arkadaşın yurt dışına yerleştiği haberini alıyorum. Siz de bilişim / elektronik alanlarında iseniz muhtemelen aynı şeyi farketmişsinizdir. Geçenlerde Hasan Başusta Mümin Sekman’ın kitabından aşağıdaki alıntıyı paylaşmıştı:

Ben de artırıp Murathan Mungan’dan şu dizeleri paylaşmak istiyorum:

“Kimdi giden kimdi kalan
aslında giden değil
kalandır terk eden
giden de bu yüzden gitmiştir zaten”

Murathan Mungan

Bu gidişlerin sonu nereye çıkar dersiniz?

Haz 11

Vay be tam 10 sene olmuş!

coşkun

coskuntasdemir.net web sitemdeki ilk yazımı 11 şubat 2006’da yayınlamışım. Geçtiğimiz günlerde evrengunlugu.net sitesinde Türkiye’nin en eski blogları listelendi. Burada 2006 yılında başlayan bloglar listesinde benim blogum da yer alıyor.

Aslında coskuntasdemir.net benim ilk web sitem değil. Bundan önce Bilim Online olarak açtığım web sitemin devamı olarak blogumu kurmuştum. 2006 yılından beri de blogumda yazmaya devam ediyorum. 10 yıl içinde çok şey değişti tabi. Ancak halen üzerinde yazdığım konular pek değişmedi: Elektronik, gömülü sistemler, Türkiye’de teknoloji konuları üzerine gelişmeler…

Yazmayı hala çok sevsem de eskisi kadar sık yazamıyorum. 10 yıl sonra değişen bu oldu sanırım. Yaş ilerleyip sorumluluklar arttıkça bazı şeylere daha az zaman ayırabiliyorum maalesef. Ancak yine de sık olmasa da yazmaktan kopmayı da istemiyorum.

Nice 10 yıllara diyelim…

Şub 15

Video Blogum

Merhaba,

Artık Video blog tutmaya başladım. Başlangıç olarak da sık aldığım sorulara cevap verdiğim iki kısa video çektim. İstanbul trafiğinde boşa geçen zamanı da iyi değerlendirmiş oluyorum böylece 🙂

Videoları aşağıda bulabilirsiniz. İleride daha fazla video çekmeye çalışacağım.

Oca 20

Sorunumuz nitelikli eleman açığı mı?

elemanHani bazı sözler var ya artık sakız haline getirdiğimiz: “Eğitim şart” gibi mesala. Hep bunu söyleriz bir sorunla karşılaşınca. Aslında “eğitim” deyince herkesin kafasında canlanan şey farklı farklı. Bir diğer klişe de “nitelikli eleman açığımız var” sözü son dönemde. Hani herşeyimiz tamam da işte ah nitelikli elemanımız (sinir bozucu bir kelime) olsa uçuşa geçeceğiz. Bu konuda ben de birşeyler yazmayı düşünürken Akın Kaldıroğlu’nun blogunda yazdığı “Nitelikli eleman açığı mı niteliksiz yönetici fazlası mı?” adlı yazısına rast geldim. Tam da düşündüklerime paralel şeyler yazıyordu. Bütün yazıda yazılanlara katılmakla beraber şu cümle aslında yaşadığımız bütün sıkıntıları özetliyor:

… Dolayısıyla bence sektörümüzün sıkıntıları ne teknolojiktir, ne kişi sayısıyla ilgilidir ne de doğrudan maddidir; yoğun olarak kültüreldir. Teknik kaliteye önem vermeyen ve her şeyi insan manipulasyonu ile yapmaya çalışan zihniyetimizi değiştirmedikçe her ilçeye bir üniversite kursak bile, yazılım gibi yüksek soyutlama gerektiren disiplerde durum değişmeyecektir.

Continue reading