Kas 28

Elektronikçiler için Nesnelerin İnterneti!

iot-tree

“Nesnelerin İnterneti” (Internet of things – IOT) konusu abartılı bir şekilde sürekli konuşularak köpürtülen (ingilizce “hype” denilen) bir şey olmaktan çıkıp artık ciddi bir döneme işaret etmeye başladı. Son dönemin en çok konuşulan teknoloji konularından birisi haline geldi. Büyük bir ekonomi yaratması düşünülen “nesnelerin interneti” olgusunu genel olarak birçok (şimdlik hepsi diyemesek de) nesnenin internete bağlanması ve internet üzerinde “dijital bir ikizinin” yaşaması olarak görebiliriz. Burada üretilecek olan muazzam verinin de kullanılmasıyla birçok alanda şu ana kadar görmediğimiz fayda alanları oluşacak.

Nesnelerin interneti konusundaki literatüre baktığımızda genel olarak aşağıdaki gibi katmanlardan bahsedebiliyoruz.

  1. Katman : Nesneler, sensörler
  2. Bağlantılı cihazlar
  3. Veri toplama:
  4. Depolama
  5. Analiz, veri madenciliği
  6. Uygulamalar
  7. Süreçler & sistemler sistemi
https://www.cloudtp.com/doppler/investors-guide-iot-part-1-understanding-ecosystem/

https://www.cloudtp.com/doppler/investors-guide-iot-part-1-understanding-ecosystem/

Katmanların sayısı farklı olarak da yorumlanabilir. Ancak genel olarak insan vücundakine benzer şekilde, organlar (sensörler), sinir sistemi (iletim), alt seviye yönetim (beyincik), algılama ve yorumlama (beyin) olarak düşünebiliriz. Yani sadece “network bağlantılı sensörler” birşey ifade etmiyor. Toplanan verilerin analiz edilmesi ve bu analizlere göre otonom olarak hareket eden sistemler bulunması gerekiyor

Biz elektronik alanında çalışanlar olarak genellikle işlerin sensör ve mikroçip seviyesindeki konularına odaklanıyoruz. Ancak nesnelerin internetinde yaratılacak değerin büyük bölümünün 5 ve 6. katmanlarda oluşacağına inanıyorum.

Nesnelerin internetinde anahtar konu “veri” olacak gibi görünüyor. Bu noktada tasarladığımız sensörler barındıran ve bir şekilde ağa bağlı çalışan sistemler birer “veri üreticisi” olacaklar. Ancak yaratılan değerin büyük kısmı bu verilerden ortaya çıkan “bilgi / enformasyon” oluşacak.

Ufak bir örnek vermek istersek, bir GPS modülü ile modülün bulunduğu noktanın dünya üzerindeki koordinatlarını bilebiliyoruz. Eğer GPS’in aldığı koordinatları belirli aralıkla bir GSM modül ile ile GSM ağı üzerinden bir server’a gönderebilirsek bu cihazın takıldığı aracı uzaktan takip etme şansımız olur. Zaten araç takip sistemlerinin de yaptığı budur. Yani araç takip sistemleri temelde bir GPS modülü ve bu modülden alınan verilerin GSM / GPRS / 2G / 3G bağlantısı ile uzaktaki bir server’a gönderilmesinden ibaret olan bu sistemdir. Ancak buradan elde edilen verilerle bir şirket sahadaki araçlarının toplamda ne kadar km yaptığını, yakıt tüketimini, elemanlarının hangi bölgelerde gezindiğini, araçlarla ilgili problemleri vs… analiz etme şansına erişebilir. Tabii ki bunun için gerekli yazılım alt yapısı bulunduğu takdirde.

İlk bakışta, Nesnelerin internetini sadece “mühendis” gözüyle bakıp geçmişteki benzer sistemlerin yeniden popüler hale getirilip pazarlama ile abartıldığını düşünebiliriz. Ancak geldiğimiz noktada büyük veri, işlem gücünün giderek artması ve ucuzlaması ile bambaşka uygulamalar hayatımıza girmeye başlayacak. Mühendis arkadaşlara tavsiyem bu akımı küçümsemek yerine geliştirilebilecek “katma değerli” çözümlere odaklanmalarıdır.

Kas 01

Gömülü Yazılım Eğitimlerine başlıyoruz! İlk eğitim “C Programlamaya giriş”

Merhaba,
Uzun zamandır teknik eğitimler konusunda planlar yapıyordum. Sürekli gelen talep ve önerilere de tam bir karşılık veremiyordum maalesef. Ülkemizde elektronik ve gömülü sistemler alanındaki eğitimler konusunda bir açık sözkonusu. Bu konuda hazırlıklarımızı sürdürüyoruz ve ilk eğitimimize de başlıyoruz. Gömülü sistemler konusundaki en temel konulardan birisi olan C programlama ile ilgili eğitimizi 28 Kasım’da yapacağız. Eğitim ARGETÜRK Akademi bünyesinde olacak. Eğitimle ilgili bilgiyi burada bulabilirsiniz. İleriki dönemde başka eğitimlerimiz de olacak. Ayrıca kurumsal eğitimler de vereceğiz. Firmalarınız ve ar-ge ekipleriniz için eğitim almak için benimle iletişime geçebilirsiniz.

C Programlama Eğitimi

 

Eyl 03

“Yeni mezun olmak” ya da “olmamak”!

Gün geçmiyor ki Linkedin’de bir yeni mezun arkadaşımız daha “kimse yeni mezunları işe almazsa insanlar nerede tecrübe kazanacak” diye serzenişte bulunmasın. Benzer serzenişleri aldığım maillerde de görüyorum. Bu serzenişlerin haklılığı da var tabi ki. Ne mezunların ne de işverenlerin doğrudan suçlusu olmadığı ama hepimizin bir şekilde payının olduğu çarpık bir düzende herkes acı çekiyor. “Eğitim sistemimiz çok kötü efendim” muhabbetleri de artık ağızlara sakız oldu. Hepimiz eğitim sistemimizin çok kötü durumda olduğu konusunda hem fikiriz ama “iyi eğitim sistemi” nasıl olacak konusunda da tek bir görüşte buluşmak zor. Korkarım dünyada yine birilerinin yeni çağa uygun bir eğitim sistemi “icat” etmesini ve o sistemi kendimize “uyarlayacağımız” zamanı beklememiz gerekecek. Ancak o zamana kadar da hepimiz bir şekilde en iyi sonuçları almak için elimizden geleni yapmak zorundayız.

Yeni mezun arkadaşlara tavsiyelerde bulunabiliriz tabi ama aslında bu tavsiyeler için biraz geç olmuş oluyor. O nedenle bu tavsiyelerimi henüz üniversiteye yeni başlamış arkadaşlara yapacağım. 4 sene sonunda yine aynı serzenişlerde bulunma durumunda kalınmaz inşallah.

Yeni mezun olarak sıkıntı çekmemek için “yeni mezun olarak mezun olmamak gerekiyor. Yani tek özelliğiniz yeni mezun olmak / bir diploma sahibi olmak olduğunda bu iş hayatında “vasıfsız çalışan” olmaya denk düşüyor. Yani bu nedenle belki lise mezunu bir CNC operatörü yeni mezun mühendisten çok daha değer ifade ediyor. Tabi buradaki değer kavramını yaratılan iş / kar getirisi olarak düşünebiliriz. Bir şekilde hepimiz ekonomi açısından “üretim faktörüyüz”.

Son dönemde biraz da işveren tarafına geçmiş biri olarak yeni mezun arkadaşlarla daha çok karşılaşmaya başladım. En büyük problemlerden birisi okunulmuş olan bölüme yabancı olmak. Yani elektronik okumuş birisi elektroniğe veya bilgisayar mühendisliği okumuş birisi yazılım alanına çok uzak olabiliyor. Bu durum oldukça tuhaf olsa da ülkemizin bir gerçeği. Bunda seçilen bölümlerin merak uyandırmadan öylesine okunmasının da payı var. Sorun yine eğitim sistemine geliyor dayanıyor aman dalmayalım buraya.

Üniversite mezunu olmakla meslek sahibi olmak maalesef aynı şeyler değil. Tecrübeli birini arıyoruz denildiğinde aslında “x konusunda çalışan, x mesleğini edinmiş” birisini arıyoruz denilmek isteniyor. Yani artık bir konuda yetkin hale gelmiş ve o konuyu meslek edinmiş biri aranıyor demek. Yeni mezun olmak ise bir meslek edinmeye hazır olmak demek. Ancak bu meslek edinme için belirli bir süre gerektiğinden ve bu süre içerisinde geçirilecek zaman da işveren açısından doğrudan bir maliyet olduğundan kimse bu maliyete katlanmak istemiyor. Çok doğal olarak kimse kimsenin cebine 20, 30 bin tl koymak istemediği gibi kimsenin eğitimi için de cebinden bu ücreti karşılamak istemiyor. Çünkü karşılamayı göze alsa bile sonunda tecrübe kazanmış elemanın kendisinde çalışmaya devam edeceğinin ve yatırımının “geri dönüşünün” olacağının garantisi yok. Siz olsanız böyle bir yatırıma girer miydiniz?

Dolayısıyla sonuçta Nasreddin Hoca fıkrasında da olduğu gibi yeni mezunların da işverenlerin de haklı olduğu bir durum var. Bireysel olarak bir suçumuzun olmadığı, ülkemizde yıllardır çeşitli faktörler ve kişilerce üzerinde oynanmış bir eğitim sistemi sonucu mesleksiz insanlar mezun eden bir sürü fabrikamız oldu.

Eğer halen üniversitede okuyorsanız kesinlikle İngilizce öğrenmeye ve yapmak istediğiniz mesleğe karar verip o konuda öğrenebileceğiniz kadar çok şey öğrenip bulunabileceğiniz kadar çok ortama / şirkete / kuruma girip çıkmaya çalışın. Unutmayın ki meslek sahibi olmadan işgücü piyasasında değerli hale gelmek çok zor. Sonuç olarak hepimizin yaptığı şey kendi ürünümüzü yani işe / kara dönüşebilecek yeteneklerimizi satmak. Şirketlerin üzerine para verebileceği bir hizmetiniz varsa iş arayan kişiden çıkıp talep edilen kişi olabilirsiniz.

Ağu 01

Bu belgeseli izleyin: Büyük Sıçrama

Ülkemizde son dönemde yapılan en güzel çalışmalardan birisi olan “Büyük sıçrama” belgeselini çok da uzun olmayan teknoloji üretim tarihimizi merak eden herkesin izlemesi gerekli! Ülkemizin  elektronik ve bilişim alanlarındaki üretim çabalarının hepsine yer verilmiş belgeselde ilginç ayrıntılar da var.
Geçtiğimiz sene üniversitelerde gösterilmiş olan belgesel Youtube üzerinden de yayınlanmaya başladı. 3 bölümlük belgeselin 2 bölümü yayınlanmış durumda. İyi seyirler!

Büyük sıçrama 2. bölüm

Büyük sıçrama 3. bölüm

Haz 11

Vay be tam 10 sene olmuş!

coşkun

coskuntasdemir.net web sitemdeki ilk yazımı 11 şubat 2006’da yayınlamışım. Geçtiğimiz günlerde evrengunlugu.net sitesinde Türkiye’nin en eski blogları listelendi. Burada 2006 yılında başlayan bloglar listesinde benim blogum da yer alıyor.

Aslında coskuntasdemir.net benim ilk web sitem değil. Bundan önce Bilim Online olarak açtığım web sitemin devamı olarak blogumu kurmuştum. 2006 yılından beri de blogumda yazmaya devam ediyorum. 10 yıl içinde çok şey değişti tabi. Ancak halen üzerinde yazdığım konular pek değişmedi: Elektronik, gömülü sistemler, Türkiye’de teknoloji konuları üzerine gelişmeler…

Yazmayı hala çok sevsem de eskisi kadar sık yazamıyorum. 10 yıl sonra değişen bu oldu sanırım. Yaş ilerleyip sorumluluklar arttıkça bazı şeylere daha az zaman ayırabiliyorum maalesef. Ancak yine de sık olmasa da yazmaktan kopmayı da istemiyorum.

Nice 10 yıllara diyelim…